|
Binlerce video onbinlerce resim. Aradığın herşeyi bulabileceğin dünyaya girmek için
üye olmalısın Sen de bugün aramıza katıl, şanslı kişiler arasında yerini al ;) Eğer üye iseniz aşağıdan giriş yapabilirsiniz. |

|
|
#22 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
İlk Makas Makas günümüzden 3000 yılı aşkın bir süre önce, aynı sıralarda çeşitli yerlerde ortaya çıktı. İlk makaslar, kesici ağızları bir yay yardımıyla açılan maşaları andırıyordu. Günümüzün makaslarıysa daha rahat ve kolay kullanımı sağlayan eksen ve kaldıraç ilkesine göre çalışmaktadır. ![]()
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#23 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
İlk Karasaban Karasaban milattan önce 2000 dolaylarında, çiftçilerin binlerce yıl kullanmış oldukları basit çapalardan ve kazı sırıklarından geliştirildi. Çeşitli parçalarının biçim ve boyut olarak adım adım değiştirilmesi ile, tek bir işlemde toprağı yarmayı, sökmeyi ve alt-üst etmeyi sağlayan bir alet haline getirildi. ![]()
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#24 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
İlk Fermuar ABD'li mühendis Whitcomb Judson'un 1891'de icat ettiği ilk fermuar, kayıcı bir parçayı çekerek birbirine kilitlenen sıralı çengel ve ilmiklerden oluşuyordu. Metal dişlerin kayıcı parçayla birbirine geçirildiği günümüzün fermuarlarını ise Gideon Sundback geliştirerek 1914'te patenti aldı. ![]()
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#25 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
İlk Kibrit Günümüzdekullandığımız kibrit 1827'de İngiliz kimyacı John Walter tarafından icat edildi. İlk kibrit çöpleri, ucuna kimyasal bir karışım sürülmüş tahta kıymıklar biçimindeydi ve ucun bir zumpara kağıdına sürülmesiyle elde edilen ısıyla tutuşturuluyordu. O dönemde Batı ülkelerinde bu kibritlere "Işık Saçan" anlamında "Sabah Yıldızı" adı verilmişti. ![]()
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#26 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
İlk Delgi Yay delgisinin önce ahşap işleme içinmi yoksa ateş yakmak içinmi geliştirildiği bilinmemektedir. Ateş delgisinde kemik biçimindeki yaya takılı deri şerit kullanılarak, tahta ateş yuvasına bastırılan tahta bir delgi hızla çevrilir, delgi ve yuva arasındaki sürtünme, bir parça samanı tutuşturmaya yetecek kadar ısı yaratırdı. Bu işlemde aynı zamanda da, ateş tahtasında bir delik açılmış olurdu. Eski Mısırlılar bir yay delgisiyle işlenecek delik için uc açmada ve kalaslarda tahta çivilerin yerleştirileceği noktaları işaretlemede, ilkel bir biz türü kullanırlardı. Delgi sapına metalden ya da çakmaktaşından yapılma keskin bir uc takılır, uca daha çok basınç uygulamak için, delgiye geçirilmiş ağır bir çakıl taşı aşağı doğru bastırılırdı. Eski Mısırlılar bizle basit yay delgiyi bir araya getirerek, metal uclu bir matkap geliştirmişlerdi. Dar ya da geniş delikler açmak için farklı büyüklüklerde çeşitli bizler kullanılabiliyordu. Burgu aletinin vida yivli bir ucu vardır. Az bir çabayla daha derinlere işler ve böylece daha geniş bir delik açar. Vidaların takılacağı deliklere uc açmada kullanılır. Sapın sağa, saat yönüne doğru çevrilmesiyle gerecin içine girer, çıkarmak için ters yöne doğru çevrilmesi gerekir. Bir türbişonu andıran ve el matkabıyla çevrilen burguda, ucun içeri girmesi sırasında çıkan talaşı dışarı çıkaran yivler vardır. El matkabına takılan tornavida ucu, normal tornavidaya göre daha yüksek bir dönme gücüyle çevrilebilir. Yay delgiler daha geniş çaplı bir delik açmak ya da kaba gereçleri işlemek için yeterli bir dönme gücünü aktaramaz. Kaldıraçlarla ilgili bilgilerden yararlanılarak, dönme gücünü artırmaya yönelik el matkabı geliştirilmiştir. Bu aletin dirsekli sapı bir manivela gücü sağlar. Dönüş ne kadar geniş olursa, manivela gücü o ölçüde artar. Böylece 30 cm'yi bulan bir delik açılabilir. Archimedes'in icat ettiği burgulu pompa, eğik düzleme ilişkin kavrayışının bir ürünüydü. Temelde eğik bir eksene sarılmış bir borudan oluşan bu alet, suyu yukarı doğru çekmeye yarıyordu. Aletin dayandığı vida ilkesi, matkap uclarındaancak çok sonraları kullanılmıştır. Çarklı matkap daha dar alanlarda kolay denetimle çalışmayı sağlayacak biçimde uyarşanmış, sapın dönme gücünü aktarmak için dişli takımları eklenmiştir. Sözgelimi, ana dişli çarkında 20 diş bulunduğunda, ana çarkın her dönüşünde matkap ucu 4 kez döner. ![]()
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#27 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
İlk Mürekkep Milattan önce 2500'lü yıllarda Çin mürekkebi bulunmuştu, aynı zamanda Mısırlılarında mürekkep kullanması aynı zamanlarda bulduklarını göstermektedir. Asur, Mısır ve Yunan Medeniyetlerinden kalan taşlar üzerine yazılmış yazılar, toprak levhalar değişik kalıntılardır. Mısırlıların yeraltındaki mezarlarından çıkarılan mürekkeple yazılmış olan papirüsler de bulunan kanlıntılar arasındadır. Bulunan elyazmalarında Calamus ve tüy kalem kullandıkları sanılmaktadır. Romalılar ve Yunanlılar düşüncelerini aktarmak için sadece tabletleri ve kazı kalemlerini kullanmıyorlardı. Bunların yanı sıra mürekkep kullandılar. Zaten Plinius, Marcus Vitrunius Polio ve Dicskorides`in yazıtlarında mürekkebin formüllerine rastlanmaktadır. Eskiçağ'da sepi ali ve demir tannanlı mürekkepler biliniyordu. Bu mürekkeplerin, elyazmalarını kopya eden sanatçılar tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Bazı parşömenlerde, baş harflerin erguvan rengi (temel maddesi zencefre, cıva sülfür ve kantaşı) mürekkeple yazıldığı görülür. Bizanslılarda kırmızı mürekkep (kutsal mürekkep), imparatorluk yazışmalarında kullanılırdı ancak 470 Fermanı'yla bu mürekkebin özel yazışmalarında kullanılması yasaklandı. Ortaçağ elyazmalarında, altın ve gümüş yıldızlı çeşitli mürekkeplere rastlanılır. Bu çağda, siyah mürekkep yapımında, özellikle mazı urundan yararlanılırdı. Fakat bu yapım usulü çok ilkeldi ve mürekkep kalitesiz olduğu için, bugün elde bulunan yazmalar ya soluk ya tamamen renksizdir. 18. yüzyılda, mürekkep yapımında bir gelişme görüldü ve daha bilimsel usullere başvuruldu. Yeniçağ'da çok çeşitli ve renk renk mürekkepler ortaya çıktı. Daha sonra dolmakalem mürekkebi, kopya mürekkebi, marka mürekkebi; tipografi, litografi baskılarda kullanılan yağlı, altın, gümüş, bronz yıldızlı matbaa mürekkepleri yapıldı. Türkler, 20. yüzyıla kadar, genellikle bezit yağının yakılmasından elde edilen bezir mürekkebini kullandılar. Siyah mürekkep ise, Musul mazısı, sirke, göztaşı ve temiz suyun kaynatılıp süzülmesinden sonra, içine biraz Arap zamkı katılmasıyla hazırlanılırdı. Uzun süre, mürekkep yapım usûlleri gizli tutuldu. Her matbaacı, mürekkebini kendi yapıyordu. Ancak 1818 yılında Fransız matbaacısı Pierre Lorilleux, ilk mürekkep fabrikasını kurdu ve yaptığı mürekkepleri, diğer matbaalara satmaya başladı. Görünmez Mürekkep Savaş dönemlerinde, ajanların haber iletimi pek güvenli değildi. Açık yazılmış mektuplar okunabilir, şifreler çözülebilir, telefonlar dinlenebilirdi. Bu yüzden, gizli bilgi aktarmak isteyenler, her zaman görünmez mürekkeplere başvurmuşlardır. Yazı mürekkebi, günümüzden 6,000 yıl kadar önce Mısır'da bulunduğuna göre gelişi güzel kimselerin okuyamadığı mürekkep de bu tarihlerde bulunmuş olabilir. Bizanslı Philomenes, meşe yazısından elde edilen bir gizli mürekkepten söz etmiştir. George Washington ile Kont Rumford, yazışmalarda bu mürekkebi kullanmışlardır. Bu mürekkebin okunur hale gelmesi için bir dizi kimyasal işlem yapılması gereklidir. ![]()
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#28 (permalink) | |||||||||
![]() Üyelik tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 4.849
Konuları: 2697
Karizma Puanı : 1050
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Ettiği Teşekkür: 609 620 Mesajına 949 Kere Teşekkür Edlidi
Üye No: 109
Seviye: 51 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 1051 / 1501
|
ilk Sabun Yağ içeren maddelerin ayrıştırılıp yokeldilmesine yardımcı olan sabun kir ve lekelerin giderilmesi amacıyla kullanılır. Bu işlem, sodyum hidroksit denilen alkali bir maddenin, hayvansal (eskiden keçi içyağı) veya bitkisel bir yağlı madde üzerindeki etkisinden elde edilir. Atalarımız hiç sabun kullanmazlardı: onun yerine kül, kil veya bitki özleri kullanırlardı. İlkçağ'da artık iyice bilinen sabun, ancak 1850'den itibaren sanayide büyük ölçüde üretilmeğe başladı ve gerçek anlamıyla kullanılabilir oldu. Piyasada kalıp dediğimiz küçük parçalar halinde sunulan tuvalet sabunlarından başka, ev işlerinde kullanılmak üzere beyaz veya yeşil sabun; geniş yüzeyleri temizlemek üzere Arap sabunu; nazik çamaşırların yıkanmasında kullanılan toz deterjanlar ve onlara oranla daha yumuşak toz sabun da vardır. Son yenilik: yoğunluğu suyun yoğunluğundan az olan yüzer sabundur. Dolayısıyla, bu sabunu, banyoya düştüğü zaman yitirmek tehlikesi yoktur. ![]()
|
|||||||||
|
|