Binlerce video onbinlerce resim. Aradığın herşeyi bulabileceğin dünyaya girmek için
üye olmalısın
Sen de bugün aramıza katıl, şanslı kişiler arasında yerini al ;) Eğer üye iseniz aşağıdan giriş yapabilirsiniz.
Bütün bunlar olurken 5 yıldır iş başında olan hükümetin yeterli duyarlılığı gösterdiğ
Biliyorsunuz işi PKK boyutuyla ele aldığınızda, AKP'nin iktidarı devraldığı 2002 yılının sonunda Türkiye'de terör belki tam manasıyla bitmemişti ama bitirilmesi için gerekli vasat oluşmuştu. Bitirilmek üzereydi. Terör durma aşamasındaydı. Daha sonra AKP işbaşına geldi ve etnik ayrımcılıkları kaşıYasak Kelime KullanıldıYasak Kelime KullanıldıYasak Kelime KullanıldıYasak Kelime KullanıldıYasak Kelime Kullanıldı, teröristin insafa, merhamete gelmesini bekleyerek, PKK'nın dağ kadrolarını çeşitli adlar altında affedip takviye ederek, PKK'yı tekrar Türkiye'nin gündemine soktu.
Terör de Türkiye'nin ana meselesi haline geldi. Arkasından PKK'nın tekrar büyük çaplı eylemlere başlaması, şehitlerin artması üzerine halkımızın bu konudaki öfkesi ve tepkisi üzerine, bir sınırötesi harekat tezkeresi geçirmek zorunda kaldı. İstemeyerek de olsa kamuoyu baskısı karşısında Meclise tezkere geldi. Bu tezkerenin arkasından diplomatik süreç başlattı.
Bu süreç esasında, meclisin kendisine vermiş olduğu büyük çoğunluklu inisiyatifin başkalarının insafına ve icazetine açılması süreciydi. Malumunuz, hemen arkasından ABD'de Bush-Erdoğan zirvesi oldu. Bu zirvenin 1 saat 15 dakikalık bölümü özel. Ne konuşulduğu belli olmayan, tutanağı bulunmayan, hangi sözler, hangi tavizler verildiği belli olmayan, hangi icazetin alınıp, hangilerinin alınamadığı belli olmayan bir bölüm.
Bunun sonunda da geriye dönüldü, tekrar diplomatik temas adı altında bir takım girişimlerde bulundular. Arkasından da 28 Kasım itibariyle bir direktif verildiği başbakan tarafından ifade edildi. Bu direktif meclisin geçirmiş olduğu tezkerenin icabı olan bir direktif değildir. Bu direktif, ABD'nin icazeti ve ipoteği altında verilmiş olan bir direktiftir. Bu yönüyle meclisten alınan tezkerenin, milletin öfkesinin ve tepkisinin karşılığı olan bir direktif değildir. Bütün bunlar olurken, ABD büyükelçisi haddini çok aşan ve kendini hükümetin yerine koyan görüşmeler yaptı. Başbakan kendi milletvekillerini etnik kökenlerine göre ayırdı. Bu arada da operasyon yetkisi verdiğini açıkladı. Bu yetki de kış bütün ağırlığı ile bastırdıktan sonra verildi. Bunlar normal şeyler mi?
İstanbul'da yapılan Genişletilmiş Irak'a Komşu Ülkeler zirvesi ile ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanı Rice'nin Türkiye'ye gelişi sırasında bazı basın organlarında başlıklar atıldı: Rice karın yağması için dua ediyor. Kış şartlarının gelmesi ve operasyonun yapılamayacağı bir ortam oluşması için dua ediyormuş. Bu duayı Rice mi etti, Erdoğan mı etti? Her halde Başbakan daha çok dua etti.
Özellikle K. Irak'ın orta ve doğu kesiminde 2 bin 500-3 bin metrelik yükseltiler var. Bu şartlarda bir kara harekatına başlayacak olursanız, Mehmetçik PKK'nın yanında bir de tabiat şartlarıyla savaşmak zorunda kalır. Bu şartlardan dolayı her hangi bir risk oluşursa, bu riskin vebali de Erdoğan'ın üzerinedir.
Direktifin neden icazetli ve ipotekli olduğuna gelince. Şimdi siz K. Irak'a girebilmek için meclisten bir sınır ötesi yetki tezkeresi alıyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti'nin faydasına olan K. Irak'da el konulması gereken durum ve bununla ilgili talepler, neler yapılması gerektiğini bir an için bir tablo olarak gözünüzün öne getirin ve arkasından verilen sözler gereği yapılamayacak olanları çıkarın.
ABD'nin müsaade etmediği kısımlar. Barzani ve Talabani'yi darıltmayacak hususlar. Merkezi kukla Irak hükümetini darıltmayacak hususlar. Türkiye'deki teröre dayanan bazı çevreleri gücendirmeyecek hususlar. K. Irak'da iş yapan çoğu AKP yandaşı bir takım müteahhitlerin işlerini aksatmayacak hususlar. Bunları daha çoğaltabilirsiniz. Bütün bunları Türkiye'nin yapması gereken sınır ötesi harekattan çıkarın.
Geriye işte nokta operasyonu yapıyoruz diye milletin kandırıldığı, bir takım göstermelik, komik önemsiz bir bölüm kalır. Şuanda kalan budur. Hükümete verilen tezkere başka şeyleri amaçlıyordu, en azından MHP olarak bizim kafamızda başka şeyleri amaçlıyordu. Bu ABD'nin icazeti ve diğerleri derken, biraz önce saydıklarımı çıkartıldığı zaman direktifin nasıl kuşa döndüğünü daha iyi anlamak mümkün. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri hangi çapta bir operasyon yapıyor?
Biliyorsunuz 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde o bölgede, Çukurca'nın güneyinde tespit edilen 50-60 kişilik bir terörist gruba karşı, o bölgede bulunan topçu silahlarımız, değişik çapta silahlardan oluşan ateş üssümüzden, kendi hedef tespit vasıtalarımızla, muhtemelen ABD'nin de hiçbir istihbarat desteği olmadan, çünkü sınıra bu kadar yakın bir yerde ABD desteğine de ihtiyacımız yok.
Türk ordusu bu kadar önünü göremeyecek, karşısındaki tepenin arkasını göremeyecek kadar zavallı bir ordu değil. Bugün değil, 10-15 yıldır elimizde teknolojik imkanlar var. Termal kameralar var. Kara gözetleme radarları var. Gece görüş kabiliyeti olan helikopterler var. Hava Kuvvetlerinin gece tespit imkanları var. Bu imkanlardan biriyle veya bir kaçıyla tespit edilmiş olan 50-60 kişilik bir PKK grubuna karşı, Çukurca'da mevzilenmiş olan ateş destek vasıtalarımızla bir uygulama yapılmıştır.
Bu uygulamanın sonunda da bizim darbe sonu incelemesi dediğimiz metotlarla PKK'nın belli bir zayiat verdiği de tespit edilmiştir. Bu olay tezkere sonrasında veya verilen direktif sonrasında yapılmış bir olay değildir. Tespit edilen PKK'nın üzerine veya sınıra mücavir bölgede kendi silahlarımızın menzili içerisindeki hedeflere zaten direktiften önce de, tezkereden önce de sürekli ateş açılıyordu.
Bu yeni bir şey değil. Tezkerenin ve direktifin gereği değil. Bunun adı operasyon da değil. Bu Türkiye'nin mücavir alanda, yani Çukurca yakınlarında tespit edilmiş PKK unsurlarına karşı kendi ateş destek vasıtalarıyla, kendi hedef tespit elemanlarıyla belirlenen hedeflere ateş açma olayıdır.
Bu yeni bir konu değil. Birkaç senedir uygulanıyor. Şimdi kalkıp da ısıtılıp, "bir nokta operasyonu" şekline dönüştürülmesi veya "işte biz tezkerenin gereğini böyle yaparız. Direktifi böyle veririz" şeklinde hükümetin kahramanlık menkıbesi haline getirmesi olsa olsa ancak komedi sözcüğü ile nitelendirilebilir.